“Beyaz Düştü”
Eskiden ilm-i reml ustalary açtyklary fal iyi çykarsa “beyaz dü?tü” derlermi?. (1)
Can Göknil’le, 1999 yylynda Milli Reasürans Sanat Galerisi için, iki yyllyk bir çaly?ma sonrasy hazyrlady?y Muskalar sergisinin kitap yazysy için birlikte çaly?my?tyk. Bu çaly?ma syrasynda sergisini olu?turma sürecini izleme olana?ym olmu?tu. Onun mitolojik dünyada yapty?y yolculuklardan aldy?y sanatsal esinlerle yaratty?y ve yeniden kurgulady?y gerçeküstü dünyada dü?lerinin ya da ça?da? bir mitolojinin izlerini sürmü?, bu zengin dünyanyn kaynaklaryny aramy?tym. (2)
Sanatçy bu kez, neredeyse dört yyl süren çaly?malaryny, yine Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde sergilerken bizleri, zaman ve mekan kavramlarynyn yok oldu?u, bildik bütün biçimleni?lerin silindi?i, bir ?aman rahibinin sarmal bir uçu?la gökyüzüne yükseli?i gibi büyülü bir dünyanyn, bir varolu? döngüsünün içine çekiyor: Kader ve Fal.
Can Göknil, Muska sergisini, Mezopotamya’da MÖ 1700’lere tarihlenen bir efsane ile sunmu?tu; “Tanrylar insanlaryn kaderlerini tabletlere yazar gökyüzüne asarlarmy?. Böylece insanlaryn ba?laryna neler gelece?i belli olurmu?. Bir gün Ku? Adam Anzu gökyüzünde asyly olan kader tabletlerini çalmy?. Dünyada karga?a ba?lamy?. Kaderleri Ku? Adam’a ba?lanan insanlar çok korkmu?lar. Korunabilmek için yollar aramy?lar. Silindir biçiminde ya da yassy mühürlerin üzerine kazydyklary gizemli resim ve ?ekillerle muska hazyrlamayy, bu yolla do?aüstü yaratyklaryn yardymyny sa?lamayy ö?renmi?ler. Usta büyücüler yeti?mi?. Tanrylar uzun u?ra?lardan sonra Ku? Adam Anzu’dan kader tabletlerini geri alyp gökyüzündeki yerlerine asmy?lar. Ynsanlar yeniden kaderlerine kavu?mu?, ama bir kez büyü dünyasyyla tany?ynca kötülüklerden korunmak, sa?lykly, mutlu ve güvenli ya?ayabilmek için, umutlarynyn gerçekle?mesi dile?iyle muskalaryn gizemli dünyasyna sy?ynmayy sürdürmü?ler”. Efsane böyleydi ve sergide “Ku? Adam Anzu ve Çocuklary” heykelleri, ba? kö?ede ziyaretçileri kar?ylyyordu.
I.
Ynany?lar, diller, efsaneler, zamanlar ve mekanlar de?i?ti, Ku? Adam Anzu unutuldu. Ancak tabletlere yazylan insan kaderleri unutulmady; sadece kader tabletlerinin yerini Levh-i Mahfuz ya da bugünün diliyle, Sakly Levhalar aldy. Bugünlere gelindi?inde bu gizli levhalar da unutuldu, insanlar kaderleri artyk silinmemecesine alynlaryna “ezelden” yazyly olarak dünyaya geldiler.
Ku?kusuz kader sadece insana özgü de?ildir, evrendeki her ?eyin bir kaderi vardyr; ku?laryn, böceklerin, çiçeklerin, a?açlaryn hatta mikroorganizmalaryn, ta?laryn topraklaryn, evlerin ve kentlerin, dünyanyn, ayyn ve yyldyzlaryn, her ?eyin… Kader, her zaman tanrylaryn yarady? ön ko?ulu ve varolu?un gere?i olmu?tur. Kader tanrysal düzenin en temel kuralydyr, tanrynyn disiplinidir. Ku? Adam Anzu efsanesinde açyklandy?y gibi kader olmazsa karga?a ba?lar, düzen bozulur.
Kader ayny zamanda tümüyle insana özgüdür. Koskoca evrende sadece insano?lu kaderini merak eder. Merak etmekle kalmaz, tanrysal katlardan gelen tüm uyarylara kulaklaryny tykayarak kaderini elde etmeye çaly?yr, hatta kaderine “isyan eder”. Unutmayalym Anzu ku?tu ama ayny zamanda bir adamdy. Öz bir sözle: Kader insano?lunun kaderiydi.
Kehanet, fal ve büyü… Kader tanrylaryn insanlar için sunduklary kutsal oyun bahçesi ise bunlar da insano?lunun hiç bir zaman ve hiç bir ko?ulda vazgeçemedi?i oyuncaklary.
Gelecek, insano?lunun kendi ya?amy ve varolu?u konusunda her zaman en büyük soru i?aretini olu?turdu. Ynsanyn do?a, evren ve kendisi üzerindeki bilgilerinin çok synyrly oldu?u zamanlarda gelecek belirsiz, bilinemezdi. Bugün de, bilgi dünyamyz ne kadar geli?mi? olursa olsun, esas olarak, durum ayny. Fakat ayny zamanda her ?ey belli, her ?ey ilk ba?tan beri biliniyor. Ne kadar ky?kyrtycy bir oyun! Tam bir açmaz. Gelecek belli ise insan da bir yoldan bunu bilemez mi? Y?te tam bu noktada insano?lunun binlerce yyldyr varolu?unun bile önüne geçen temel bir sorunsaly bu ?ekilde ifade edilemez mi?
Kehanet gelece?i bilmek…Ynsano?lu gelece?i bilmek, en azyndan tahmin edebilmek yolunda, bütün yasaklamalara ra?men yürüttü?ü çabalarla binlerce yylda tarihinin en büyük birikimlerinden birini yaratty. Fal ile yalnyzca gelece?i de?il dünü ve bugünü bilmenin bin bir yöntemini buldu, büyü ile kaderin kötülüklerinden korunmak için akla hayale sy?mayan bir dünya yaratty.
Kehanet, belki, kaderden de eskidir. Kutsal metinlerde Adem peygamberin cennetten dünyaya sürgün edildi?i zaman, kutsal bilgelik a?acynyn meyvesini yemi? olmasyna ra?men pek çok sorunu anlamak ve çözmek zorunda kaldy?yndan söz edilir. Atalarymyz da, büyük bilinmezler dünyasynda var olduklarynda, ne oluyor sorusunun pe?inde çevrelerinde olup biteni anlayyp anlamlandyrmaya çaly?my? olmalydyr. Hayatta kalmak için do?ayy, di?er canlylary ve kendilerini tanymalary gerekiyordu. Gece-gündüz döngüsü, mevsimler, daha sonra ayyn ve güne?in hareketlerindeki düzen do?ayla tany?manyn ilk verimleri olabilir. Yemek için otlary, çiçekleri, meyveleri, yemek ve yenmemek için hayvanlary ö?renmi? olmalylar. Kendilerinin ve di?er canlylaryn bir ?ekilde do?du?unu, büyüdü?ünü ve öldü?ünü görüyorlardy. Nedenlerini tam anlamasalar da hayatyn böyle bir kuraly oldu?unu anlamy?, bazy ba?lantylar kurmu? olmalylar. Yaralanan, kany akan, hastalanan bir insan ya da canly acy çekiyordu, iyi olabiliyordu, ama ço?u kez ölüyordu. Kuzeyden esen so?uk rüzgardan sonra kar ya?yyordu. Ylk çiçekler açty?ynda havalar ysynmaya ba?lyyordu vb.
Bu basit gibi görünen mantyksal çykarymlarla (ki mutlaka ilk insano?lu, bizim gibi olmasa da bir manty?a sahipti ve muhtemeldir ki bizden daha fazla bu yetene?ini kullanyyordu, kullanmak zorundaydy) insano?lunun, “ne oluyor” sorusunun ötesinde, ya?amyny daha güvenli ?ekilde sürdürebilmek için “ne olacak” sorusuna do?ru yönelmesinin arkasynda inanylmaz bir zihinsel devrim yatty?yny söyleyebiliriz, ki bu da kehanetin ta kendisidir. Sonra bu konularda özel yetenekli insanlar kâhinler ortaya çykmy? olmalydyr; bilgiler sistemle?meye ve imgelemler çe?itlenmeye ba?lamy?tyr; rüzgar sesi ve yönü, ya?murun ve bulutlaryn ?ekli, ?im?ek ve yyldyrymyn olu?masy, çe?itli hayvanlaryn davrany?lary ve insanlaryn çe?itli özellikleri… Yani bugün “bo? inanç” dedi?imiz pek çok i?aret, günün yorumu ve gelece?in tahmini için kaynak olu?turmu?tu. Ku?kusuz bunlar o günün insany için “bo?” de?il çok “dolu”, yani ya?amlary için çok anlamly ve önemli bilgilerdi. Yapylan i? ise bir tür falcylyktan ba?ka bir ?ey de?ildi ve o ölçüde de gizemliydi. Bu bilgi ve i?lerin kendine özgü gizemli bir dünya yaratmasy da kaçynylmazdy.
Kader nerede kesti insano?lunun yolunu? Herhalde kritik nokta, do?a ve ya?amdaki döngüleri fark eden insanyn, neden böyle oluyor, diye sorarak varolu?unun pe?ine dü?mesiydi. Ku?kusuz bu sorunun nedeni sadece bir merak de?ildi, ya?amlarynyn süreklili?i için bir cevap bulmalary gerekiyordu. Açyklanamazlyk açyklama oldu ve insano?lu, inanylmaz bir hayal gücüyle dünyasyny gökyüzüne ta?yyyp ba?langyçta kendisine benzeyen yaratycylaryny yaratty, kaderinin yazylmasyny da korunmasyny da onlara byrakty.
Varolu?, ya?am ve gelecek konularyndaki inany?laryn tarihöncesi ça?larda insano?lunun var oldu?u her yerde, temel noktalarda benzerlikler göstererek ortaya çykty?yny söyleyebiliriz. Daha sonraki süreçlerde, bu inany?laryn, zamana ve co?rafyaya göre de?i?ikliklere u?ramasyna ayryntylarla zenginle?mesine, birbirinin içine geçerek karma?ykla?masyna ra?men sürdü?ünü, sistemle?en inany?laryn (inanç) temelini olu?turdu?unu ve bugünlere kadar geldi?ini gözlüyoruz.
Kader sözcü?ü, ölçme, tahmin, ölçerek takdir etmek anlamynda Yslamiyet ile birlikte Arapçadan dilimize giriyor, dinsel olarak, Allah’yn takdiri/ hükmü anlamyny içeriyor ve “ehl-i sünnet” tarafyndan, “kul tarafyndan evvelden bilinmesi mümkün olmayan ve ancak Levh-i Mahfuz’da yazyly olan hükümler” olarak açyklanyyor. (3) Bu durumda, “bu konuda bilgi edinmek bo?una” oluyor ve synyr “evrendeki bütün fiiller ve hadiseler insanyn irade-i cüziyesini kullanmalaryna gerek kalmadan ezelden takdir edilmi?tir” denilerek (Ceberiye) çiziliyor. “Kul kendi fiilinin yaratycysydyr” diyen anlayy? (Kaderiyye) synyryn dy?ynda byrakylyyor. Buna göre insan iradesi sadece bir yanylsamadyr. Ancak tarty?malar bitmiyor: Tanrysal irade (irade-i külliye) ile insanyn iradesi (irade-i cüziye) arasyndaki ili?ki yüz yyllar boyu sorun oluyor. E?er her ?ey ilk ba?tan belli ve takdir edilmi? ise insan nasyl yaptyklaryndan sorumlu tutulabilir? Daha ylymly yakla?ymlarda insan seçimlerinden sorumlu tutulurken, yine de “insan hür iradeye sahip oldu?unu zannetse de hakikatte yine gayr-i ihtiyari hareket eder” deniyor (A?ariyye). Buna göre insanyn kendi iradesiyle hareket etti?ini dü?ünmesi yanylsamanyn yanylsamasy oluyor.
Bu çok uzun tarty?malaryn konumuzla ilgisi, insanyn do?a ve evrenle olan ili?kilerinde kendisiyle ilgili sorunsalda, tüm synyrlandyrmalara, hatta yasaklamalara ra?men merak etmekten, ara?tyrmaktan vazgeçmemesi ve bu çabalaryny akla gelmeyecek yollarla synyrlaryn içine sokmak iste?idir.
Sonuç olarak varolu?, ya?am ve gelecek konularynda yaratylan ve ya?atylan on binlerce yyllyk kültür, tüm synyrlamalara, ayrymlara, yerelliklere, kendisinin dy?yna ta?ynarak gizemselle?tirilen gerçeküstü içeriklerine ra?men insano?lunun en zengin ve evrensel birikimidir diyebiliriz. Ba?ka bir deyi?le bu inany?lar tüm insanly?y kapsamaktadyr; çünkü her ne kadar merkezde tanrylar var gibi görünse de gerçekte merkezde olan insanyn kendisidir. Bu nedenle de on binlerce yyldyr sürebilmi?tir.
Ne olacak sorusu cevaplanamady?y sürece, ki herhalde hiç bir zaman cevaplanamayacak, insanyn da kendi gelece?ini merak etmek, istedi?i yönde geli?mesini istemek gibi çabalaryndan vazgeçmeyece?ini söyleyebiliriz. Geçmi?te bu sorunu cevabyny kâhinler bin bir gizli i?arette aryyorlardy, bugün fütüristler, istatistik veri ve yöntemleriyle, olasylyk hesaplaryyla, risk analizleriyle vb. ayny ?eyi yapmyyorlar my? Gelecekte gelece?imizi bir bilgisayaryn mekanik sesinden ö?renebilece?imizi ya da beynimize yerle?tirilen bir “chip” ile tümüyle kendi kâhinimiz olabilece?imizi söylemek artyk bir kehanet bile sayylamaz.
Ynsany ilgilendiren her durum, hep söylendi?i gibi, sanatyn kayna?ydyr, besleyicisidir. Bilinmezler dünyasynda kendini arayan insanyn, korunmak için duvarlara resimler çizmesi, ongunlar yapmasy, soyut ?ekiller üretmesi, renkleri kullanmasy, ta?lara ve tahtalara vurmasy, ritmik syçramalar yapmasy nasyl sanatyn yolunu açmy?sa, sanat da bu dünyayy beslemi?, onun araçlaryny geli?tirmi?, gerçekdy?y imgeleri görünür kylarak esteti?ini yaratmy?, inandyrycy olmu?tur. Bütün bu çabalar ya da sanat, insanyn kendini ifadesinden ba?ka bir ?ey de?ildi aslynda.
II.
Çocuklar için sanatsal bir duyarlyk ve sorumlulukla girdi?i (ve hâlâ sürdürdü?ü) masal dünyasyndaki çaly?malarynda, bir noktada, mitolojiye, özellikle Türk efsane dünyasyna ve eski inany?laryna yönelen Can Göknil, bugün mitolojik dünya içinde olu?an sanat boyutunu yeniden yorumlarken, ku?kusuz ça?da? ve çok ki?isel bir mitoloji yaratyyor. Bu mitolojinin esasy on binlerce yyllyk insanlyk birikiminin merkezinde olan insani özü ortaya çykarmaktyr. Daha do?rusu sanatçynyn do?rudan buna yönelmi? ve programlanmy? bir çabasyndan daha çok geçmi?i sanatsal olarak algylayy?y, bir ressam olarak izlenimlerini kendisine göre yeniden biçimlendirme çabasy bize bu sanatyn insani özünü tattyryyor, bin bir örtü ile sarylmy? insany soyuyor ve ortaya koyuyor.
Resim e?itimini ABD’de yapan ve ilk ki?isel sergisini bu ülkede açan, Türk mitolojisinden önce British Museum’da Mysyr ve Ön Asya mitolojisi ile kar?yla?an ve bu renkli dünyaya çekilen Can Göknil çaly?malaryny A?açlarla Ylgili Ynany?lar (1986), Anadolu Tanryçalary (1994), Yaradyly? Efsaneleri (1997), Muskalar (1999) gibi sergilerle ortaya koymu?tu, bu sergisinde bizlere Kader temasyny sunuyor. Can Göknil bu çaly?masynda da Türk inany?laryny esas alyyor. Sanatçy çok zengin olan kader anlatymlaryndan bir ressam olarak ilgisini çeken imgelerin ve uygulamalaryn pe?ine dü?üyor. Ancak çaly?malaryny, kronolojik anlamda, Orta Asya ve Yslam Sonrasy olarak ayyryyor. Bu ayrym, ele aldy?y temadaki süreklili?in izlenmesi bakymyndan izleyicide ufuk açyyor, insan boyutunu daha fark edilir kylyyor.
Orta Asya dönemi için sanatçynyn seçti?i iki ana tema, Türklerin 12 Hayvan Takvimi ve Kader Habercileri. Daha sonra üzerinde duraca?ymyz gibi, 12 Hayvan Takvimi, do?al bir dünyada kaderin ilk habercisi olarak dikkati çekiyor. Kader Habercileri ise, kaderle birlikte ortaya çykmaya ba?layan falyn ilk uygulamalaryndan. Yki tema da, sanatsal çaly?malar için çok uygun.
Yslam sonrasy dönemde sanatçynyn ilgilendi?i konular Levh-i Mahfuz (sakly kaderler) ile bugün bildi?imiz burçlaryn ve yyldyz falynyn o günlerdeki uygulamasy olan Nücum. Gelecekteki kötülüklerden korunmak için yapylan tylsymlar ve Arap harflerinin gizemine bürünmü? büyülü karelerden olu?an Vefk temalary da sanatçynyn çaly?ma konularyny olu?turmu?.
Can Göknil, son olarak ya?am ve ölüm arasyndaki ili?kide yüzyyllar boyu sanatçylara esin kayna?y olmu? ?ahmaran öyküsü ve sonsuz hayat temasyny ele almy?.
Muskalar sergisinde ba? kö?ede yer alan Ku? Adam Anzu heykelinin yerini bu kez, Orta Asya’daki Buryat’ly kadynlaryn çocuk sahibi olabilmek arzusuyla boynuzlaryna çaput ba?ladyklary ana geyik ve çocuklary alyyor.
Bu konularyn hemen hepsi içerik, uygulany? ve sanatsal verimleri ile özellikler gösteriyor, dolayysyyla sanatçynyn çaly?maya ba?lamadan önce uzun bir süre ara?tyrma yapmasyny gerektiriyor. Can Göknil de yakla?yk dört seneye yakyn bir süre bu konulardaki, özellikle çizim, desen, minyatür, resim gibi unsurlary da içeren temel kaynaklary ve yorumlary tarady. Bunlardan aldy?y esinlerle konularyny, orijinal biçimlendirmelerine sadyk kalarak ana figürlerini çaly?ty. Tekni?ini konunun ve dönemin özelliklerini dikkate alarak belirledi. Böylece tüm bunlaryn bir tuval, ah?ap pano ya da pi?mi? toprak üzerinde uygulanmasy sanatçynyn özgün yorumu olarak ortaya çykty.
III.
12 Hayvanly Türk Takvimi’nin geçmi?i, kabile ya?amy içinde çok eskilere gidiyor, totemik ve büyülü özellikler ta?yyor. (4) Takvim 12 yylda bir devrediyor. 12 yyla ayry hayvan isimleri verilmi?. Bunlaryn totemik semboller oldu?u sanylyyor. Çünkü on iki boy var ve boylaryn totemleri de de?i?ik hayvanlar. Totem kabile ya?amynda bazy kutsal sayylan düzenlemeleri belirliyor. Kabilenin koruyucusu olarak kabul ediliyor. Totem hayvany kabile üyeleri tarafyndan avlanamyyor, öldüremiyor, ancak kutsal törenlerde kurban ediliyor vb. Bu özellikler takvime büyülü ve kutsal nitelikler kazandyryyordu.
12 hayvan yyly, syrasyyla ve orijinal söyleni?iyle ?öyle: Syçgan (syçan), Ud (sy?yr), Bars (pars), Tavy?gan (tav?an), Lu (ejderha), Yylan, Yond (at), Koy (koyun), Biçin (maymun), Taguk (tavuk), Yt (köpek), Tonguz (domuz).
Takvim sadece bir zaman ölçütü i?levi görmüyor, ayny zamanda isminden gelen totemik özelliklerle de etkili oluyor. Her yyl adyny aldy?y hayvanyn özelliklerine sahip. Bu özellikler o yyl olacak ve ya?anacak olaylary belirliyor. Bu kadar de?il, ayny zamanda her ki?inin karakteri ve ya?amy, do?du?u yylyn genel özelliklerine göre önceden belirleniyor, ki bunlaryn kader anlayy?ynyn örnekleri oldu?u söylenebilir.
Yyllara atfedilen özellikler incelendi?inde, do?rudan adyny aldy?y hayvanyn özelliklerinden hareket edildi?i görülüyor. Yorumlar bu yönüyle çok do?rudan ve do?al. Ancak ayny zamanda, kabile hiyerar?isine ba?ly olarak hayvanlara atfedilen de?erin de yorumlarda etkili oldu?u belirtiliyor. Örne?in, Yt yylynda do?an bir ki?i Karageyik yylynda do?du?unu söylüyor. Böyle olunca herkes onun Yt yylynda do?du?unu anlyyor ama bu kural bozulmuyor. Benzer ?ekilde Domuz ady da söylenmiyor. Öteki hayvan isimleri söyleniyor. Bu anlayy?lar takvimin kayna?ynda de?il daha sonraki geli?meler içinde ortaya çykmy? olabilir.
Zaman içinde 12’li düzen dünyayy olu?turdu?una inanylan dört temel ö?e (toprak, ate?, rüzgar ve su) ve dört temel yönle ili?kilendiriliyor. Buna göre, do?u orman ve/veya toprakla, güney ate?le, baty rüzgarla ve kuzey su ile beraber anylyyor. Her yöne 3 hayvan dü?üyor. Böylece yyllaryn özellikleri, bu kaynaklardan gelen özellklerle daha da ayryntylandyrylyyor.
Yyllaryn anlamlary kaynaklarda de?i?iklikler gösteriyor. Zor ya?am ko?ullary nedeniyle olsa gerek bu yorumlaryn çok iyimser olmady?yny ba?tan belirtelim. Buna kar?yn Can Göknil bu yorumlar içinde iyimser özellikleri öne çykarmy?. Her yyl için tuval üzerine akrilik boya ile yapty?y on iki resimle bu özellikleri yorumlamy?, bir sanatçy olarak bizlere daha umut verici gelecekler sunmak istemi?.
Totemizme ba?ly olarak Orta Asya’da oldukça geli?mi? bir hayvan stilizasyonu var. Bu figürler süsleme unsuru olarak ya da kutsal amaçlarla kullanylyyor. Arkeolojik kazylarda bunlaryn de?i?ik örnekleri bulunmu?. (5) Can Göknil totemleri simgeleyen el yapymy çerçevelerinin üst bölümünde bu figürlerden yararlanmy?. Totemin üst kysmyna yerle?tirdi?i ah?ap bir pano içine ilgili hayvanyn figürünü oymu? ve levha kur?undan kestirdi?i ayny figürü, panodaki bo?lu?a yerle?tirmi?. Kur?un hayvan kabartmasy üzerinde hiç bir i?leme yok, sadece konturlary ayyrt ediliyor. Bu haliyle çok basit ancak o ölçüde sert bir figür olu?turuyor. Kur?un, büyü dünyasynda çok kullanylan bir malzeme oldu?u için sanatçy tarafyndan daha önceki çaly?malarynda da kullanylmy?ty. Ancak her sergisinde yapytynyn içeri?ine uygun olarak yeni teknikler denemeyi seven sanatçy bu sergisinde, Orta Asya sanatyndaki oyma ve kakma uygulamalaryndan aldy?y esinle gömme kur?un figürleri kullanmy?. Can Göknil tuvallerinde de orijinal figürleri, dönemsel özelliklerini kaybetmeksizin yeniden yorumluyor. Figürlerini, yorumuna ba?ly olarak bir araya getirirken, yumu?ak renkler, figürlerin belirsiz çizgileri ve iyice inceltilmi? i?çilik tuvali oldukça sadele?tirirken, izleyende sanatçynyn genel yorumuna ba?ly olarak aydynlyk ve iyimser bir izlenim byrakyyor.
Can Göknil sergisinde, 12 yyl tuvallerini izleyenlere küçük bir sürprizle sunuyor. Hayvan takvimini günümüz takvimine çevirmi?. Böylece merak edenler, do?um tarihlerine göre özelliklerini, 2004 (Maymun yyly) ve 2005’in (Tavuk yyly) neler getirece?ini, sanatçynyn resimlerinden ö?renebiliyorlar. Bu esprinin sycakly?y ile sanatçynyn resimlerine ya da ço?umuzu hemen her gün gazetelerin astroloji sayfalaryna bir göz attyran merak, bizleri binlerce yyl öncesine, kendinden geçmi? bir ?aman’yn ortada da?ylyp giden sözlerinde gelece?ini bulmaya çaly?an insana ba?lyyor. Yzleyicinin ilgisini biraz daha arttyrmak için sanatçynyn ve kaynaklarda (6) yer alan yyl yorumlaryny burada özetleyelim. Ancak bir kere daha hatyrlatalym fallar genellikle iç açycy de?il, hele ilk dört ay dy?ynda bir ayda do?anlaryn neredeyse hiç ?ansy yok. Bu durumda gülüp geçilebilir, ancak bu durum faly iyi çykanlaryn içten içe sevinmelerine engel de?il.
Syçgan-Syçan Yyly- (1924, 1936, 1948, 1960, 1972, 1984, 1996, 2008). Can Göknil’in yorumuna göre 12 yyllyk döngünün ilk yyly oldu?u için yeniliklerin de ba?langycydyr, rahatlyk ve huzur yylydyr, meyve çok olur. Orijinal yorumlara göre: “Yylyn ortasynda biraz ya?mur ve rahatlyk olur. Meyve çok olur. Havalar so?uk, kary?yklyk ve kan dökücülük olur. Hükümdar ve sultanlar gamly olur (ancak, Can Göknil’e göre umut hep vardyr). Ky? uzun sürer. Syçanlar hububaty talan eder. Bu yyl hyrsyzlardan ve sultanlardan hazer edilmelidir (sakynylmalydyr). Syrryny kimseye söylenmemelidir. Yylyn evvelinde do?an akylly ve iyi hilkatly (huylu) olur, ortasynda do?an yalancy ve huyu kötü olur, sonunda do?an hasud (kyskanç), mekkar (düzenbaz) ve kötülük i?leyici olur”.
Ud- Sy?yr Yyly- (1925, 1937, 1949, 1961, 1973, 1985, 1997, 2009). Can Göknil’e göre, dünyayy syrtynda ta?ydy?yna inanylan sy?yr kuvvet, yi?itlik, güven sembolüdür, evlilikler için u?urlu bir yyldyr. Orijinal yorumlara göre: “Derd ve ba? a?rylary ço?alyr. Ky? so?uk geçer. Mevsim kendi tabiatyna az uyar. Havalar de?i?ik olur. So?uktan meyvelere afet eri?ir. Etraf-y alemde fitne ve kary?yklyk çok olur. Harp yylydyr. Ynsanlarda, bey ve sultanlarda keder ve da?da?a ço?alyr. Yylyn evvelinde do?an bilgin, uza?y görür ve anlayy?ly olur, ama ilimden az behreli olmu? (pay almy?) olur. Ortasynda do?an daima gamly, kederli olur. Sonunda do?an az akylly ve cahil tyynetli (yaradyly?ly) olur, beyhude söyler (bo? konu?ur)”.
Bars- Pars Yyly- (1926, 1938, 1950, 1962, 1974, 1986, 1998, 2010). Can Göknil’e göre, pars yi?itlik, cesaret, güç ve taht sembolü olarak bilinir, bu yylda hükümdarlar birbirlerine ?üpheyle bakar, makam kavgasy olur, yrmaklaryn suyu çok olur. Orijinal yorumlara göre: “Etrafdan muhalifler zuhur eder (ortaya çykar). Bilhassa ?ark ve garp (do?u ve baty) taraflarynda muhalefet artar. Yemi? az olur. Avam ve nas (yöneticiler ve halk) arasyna husumet (dü?manlyk) girer. Yer sarsyntysyndan yykym gelir. Gemiler batar. Yylyn evvelinde do?an güçlü, ?iddetli ve her i?i bilici olur, devlet i?inde yüksek ve hamiyetli olur. Ortasynda do?an tatly sözlü, hayvanlardan menfaat görücü ve deniz seferinde zarar tutulucu olur. Sonunda do?anlar tembel ve zihinleri kary?yk, kendi i?lerini ihmal edici olur, daima zaruret, hastalyk ve nadan (kaba) tabiatte bulunur”.
Tavy?gan- Tav?an Yyly- (1927, 1939, 1951, 1963, 1975, 1987, 1999, 2011). Can Göknil’e göre, bary? yylydyr, ya?mur çok olur, yrmak ve çe?melerin suyu bol olur, meyve ve nimetler boldur. Orijinal yorumlara göre: “Bazy yerlerde hastalyk, ölüm, bilhassa kadyn ve çocuklarda çok olur. Hükümdarlar adalet ve insafa meyleder, e?er zulüm vaki olur ise adalet sebebiyle olur. Halk arasynda mekr (düzen) ve hile ço?alyrsa da bilahare kendi i? ve sözlerinden pi?man olurlar. Yylyn evvelinde do?an çocuk talihli, yi?it ve çaly?kan olur, fakat sözüne itimat edilmez. Kötü huyludur. Ortasynda do?an uzak dü?ünceli. kysa görü?lü, az himmetli (yardymsever) olur. Ama güzeldir. Sonunda do?an geveze, vah?i, menfaatsyz ve insanlardan müteneffir (nefret eden) olur”.
Lu- Ejder Yyly- (1928, 1940, 1952, 1964, 1976, 1988, 2000, 2012). Can Göknil’e göre, bereket yylydyr, ya?mur ve kar bol olur, su yeniden do?u? ve bolluk sembolüdür. Orijinal yorumlara göre: “Sava? ve kan dökücülük çok olur. A?açlara afet eri?ir, arpa bu?day çok olur. Yylyn evvelinde do?an çocuk kötü huylu, müteneffir (nefret eden) tabiatly olur, halka az kary?yr. Ahmak ve cevhersiz olur. Ortasynda do?an temiz söyleyen, iyi i?leyen ve siyretli (ahlakly) olur. Halim ve yumu?ak huyludur. Sonunda do?an ?erir (hayyrsyz) ve hayasyz olur, Kötü huyludur”.
Yylan Yyly- (1929, 1941, 1953, 1965, 1977, 1989, 2001, 2013). Can Göknil’e göre, bu yylda husumet (dü?manlyk), hastalyk ve hile olur ancak yylan yeniden do?u?un sembolüdür ve yeraltyna ait bir unsurdur, bu nedenle u?urlu ve kutsaldyr. Orijinal yorumlara göre: “Meyve çok az olur. Kytlyk olur. Ky? uzun ve so?uk, yyl kurak olur. Hükümdarlar ve halk arasynda fesat artar. Hastalyklar ço?alyr. Yylyn evvelinde do?an mülayim (ylymly), durendi? (güzel a?yzly), sakin, vekarly (onurlu) ve uzun ömürlü olur. Ortasynda do?an hasud (kyskanç), kinci, kötülük i?leyici olur. Sonunda do?an sert, kötü huylu, hilekar ve ihmalkar olur”.
Yond- At Yyly- (1930, 1942, 1954, 1966, 1978, 1990, 2002, 2014). Can Göknil’e göre, uzun ömür, mutluluk, refah, ?öhret, iyilik, soyun devamy, arkada?lyk yylydyr. Orijinal kaynaklara göre: “Halk arasynda fitne ve kary?yklyk çykar. Ky?yn so?uk ve ya?y? olur. Hayvanlar hastalanyr. Bazy yerlerde ekinler iyi olur. Yylyn evvelinde do?an bilgili, akylly ve yüksek himmetli (çaly?kan) olur. Ortasynda do?an do?ru sözlü, do?ru i?li, civanmert ve ilm ü hilm (bilim ve sabyr) sahibi olur. Sonunda do?an kötü huylu, kötü dü?ünceli, kin tutucu olur”.
Koy- Koyun Yyly- (1931, 1943, 1955, 1967, 1979, 1991, 2003, 2015). Can Göknil’e göre koç, güç, kuvvet ve alplik sembolüdür, bu yylda do?an hükümdarlar Külti?in gibi çok güçlü olur, nimetler bolla?yr, fitne fesat çyksa da çabuk düzelir. Orijinal yorumlara göre: “Ynsanlar iyilik ve hayra mütemayil (e?ilimli) olur. Ya?mur çok ya?ar. Gemiler denizde helak olur (batar). Bu yylyn evvelinde do?an güzel yüzlü, ryzky bol, yüce himmetli (çaly?kan) olur. Ortasynda do?an vefasyz, dü?manengiz (dü?manlyk çykaran) ve az çocuklu olur. Sonunda do?an ebleh (cahil) ve kysa ömürlü olur”.
Biçin- Maymun Yyly- (1932, 1944, 1956, 1968, 1980, 1992, 2004, 2016). Can Göknil’e göre, eskiden çiftlik tanrysy olan maymun yylynda mücadele olur, ancak bu yylda do?anlar mü?fik ve sevecendir. Orijinal yorumlara göre: “Reaya ve göçebelerin maly çok olur. Büyükler mevki kavgasyna giri?ir. Hyrsyzlar ve fitneciler halka mazarrat yapar (zarar verir). Meyvelere, özellikle üzüme afat eri?ir. At, deve gibi büyük hayvanlarda çok telefat olur. Ky? kysa fakat so?uk olur. Yylyn evvelinde do?an zeki, handan (ne?eli), ?ad (sevinçli) ve iyi huylu olur. Ortasynda do?an yalancy, hasud (ky?kanç), mekkar (düzenbaz) ve bedbaht (talihsiz) olur. Sonunda do?an vefasyz, ebleh (cahil), mutekid (inançly) ve faydasyz olur”.
Taguk- Tavuk Yyly- (1933, 1945, 1957, 1969, 1981, 1993, 2005, 2017). Can Göknil’e göre, bolluk yylydyr, yiyecek çok olur, hayvanat ço?alyr, ayny zamanda karga?a yylydyr. Orijinal yorumlara göre: “Hastalyk çok olur. Bazy yerlerde büyük harp çykar. Halk hakikatsyz, mürüvvetsiz (insaniyetsiz) ve vefasyz olur. Kadyn hastalyklary ve çocuk dü?ürme vaki olur. Ky? uzun olur. Yylyn evvelinde do?an güzel, iyi suratly, metin ve akylly olur. Ortasynda do?an müfsid (bozguncu) ve ?erir (hayyrsyz) olur. Dü?meny çoktur. Sonunda do?an iyi sözlü, cömerd, rey ve tedbir (görü? ve önlem) sahibi olur”.
Yt Yyly- (1934, 1946, 1958, 1970, 1982, 1994, 2006, 2018). Bu yyl do?anlar “Karageyik yylynda do?duk” derler. Can Göknil’e göre, hyrsyzlyk ve dü?manlyk artar. Orijinal kaynaklara göre: “Kary?yklyk ve kan dökücülük artar. At ve katyr ölümü çok olur. Ky? gayet so?uk geçer. Çok hastalyk olur. Veba ve ölüm korkusu artar. Yylyn evvelinde do?anlar fena tabiatly, haris, münasebetsiz, cenkçi, do?ru söyleyici olur. Ortasynda do?an kavgacy, akylly, bilgili fakat itibarsyz olur. Sonunda do?an kanaatkar, kahraman, yi?it, yüksek sesli, vekarly ve vefaly olur”.
Tonguz- Domuz Yyly- (1935, 1947, 1959, 1971, 1983, 1995, 2007, 2019). Can Göknil’e göre, göç ve de?i?im zamanydyr, cariyelere ilgi artar. Orijinal kaynaklara göre: “Karga?a çykar. Tehlikeli hastalyklar artar. Hyrsyz ve yol kesiciler artar. Dört ayaklylarda ölüm çok olur. Meyve bolla?yr. Ky? yumu?ak fakat uzun olur. Elbise ve ipek pahaly olur. Yylyn evvelinde do?anlar güzel ahlakly ve çabuk söyler olur. Ortasynda do?an do?ru zihinli ve marifet (ustalyk) sahibi olur. Sonunda do?an cahil, kahraman ve fena tabiatly olur”.
IV.
Can Göknil Kader Habercileri ba?lykly resimlerinde, yine Orta Asya kültürü içinde yer alan Irk Bitig kitabyndan esinlenmi?. Irk sözcü?ü fal, bitig kitap anlamyna geliyor, yani bir fal kitaby. Do?u Göktürkler’in devamy sayylan Uygurlar 104 sayfalyk yazmayy Göktürk harfleriyle kaleme almy?lar. Yazma çok kaliteli Çin ka?ytlaryna yazyldy?y için günümüze ula?my?. Irk Bitig ile kitap falyna bakylyyor. Kitapta 65 paragraf var. Her paragrafyn ba?ynda birden dörde siyah mürekkeple çizilmi?, içi kyrmyzy renkte daireler bulunuyor. Bu daireler bu gün anlayamady?ymyz bir biçimde zar atan ki?iye çykacak numaralary kar?ylyyor. Zar üç kez atylyyor. Falcy zarda gelen sayylara göre ilgili paragrafy saptyyor ve yorumluyor. (7)
Kitaptan fal bakmak, bin bir çe?it fal yöntemi içinde oldukça yaygyn olarak kullanylmy? bir zamanlar. Osmanlylarda bu amaçla en fazla kullanylan kitap, do?al olarak Kuran. Kysaca “Kuran Faly” denilen yöntemde faly me?rula?tyrmak için dinsel bir ritüelle ba?lyyor, sonra fal baktyran kimse bir sayfayy açyyor, sayfada belli bir satyrdaki harf ya da sözcük yorum için anahtar oluyor. Kitap fallarynda Hafyz-i ?irazi, Mevlana, Sadi gibi ünlü ?airlerin kitaplary da kullanylyyor. Bir de kura faly var. Bu fal yönteminde atylan zara göre ya da üzerinde rakam ya da harfler bulunan bir levhaya rastgele parmak basylmasy sonucu belirlenen sayy ya da harfe göre yorum yapylyyor. (8) Irk Bitig ise do?rudan fal için hazyrlanmy? bir kitap.
Falcylyk Orta Asya ?amanizminin ba?lyca unsurlaryndan birisi. ?amanyn gök katlarynda yapty?y yolculuklar gelece?e yapylmy? yolculuklardyr. “Ynsanlaryn gönlünden geçeni bilmek” de ?amanyn i?idir. Bunun için çok çe?itli yöntemler geli?tirilmi?tir. En yaygyn olany kürek kemi?i (ya?ryn) faly, bu fala bakana ya?ryncy deniyor. Kumalakçy, kyrk bir ta?, nohut, fasulya tanesi ya da koyun pisli?ini yere saçyp aldyklary ?ekile göre yorum yapyyor. Bir de yrymçy var; bunlar hemen her ?eyden, alevden, közlerden, odunun yanarken çykardy?y seslerden, rüzgaryn ysly?yndan bir mana çykaryyorlar. (9)
Can Göknil, Irk Bitig’den esinlenerek ka?yt üzerine çini mürekkeple hazyrlady?y 20 deseni Kader Habercileri olarak sunuyor. Irk Bitig’in her paragrafynda kysa bir olay anlatylyyor ve sonunda “iyidir bu” ya da “fenadyr bu” diye yorum yapylyyor. Örne?in: “büyük bir ev yanup bitmi? katyna kadar kalmamy? zaviyesine (odasyna) kadar kalmamy?tyr bunu biliniz fenadyr” gibi. Anlatylan kysa olaylaryn ço?unlu?u syra dy?y de?il, kahramanlarynyn bir kysmy insan ve daha çok hayvan. Ancak “altyn kanatly”, “altyn nally” vb gibi olaganüstü özelliklere sahip olabiliyorlar. Arada “alacaatly yol tanrysy”, “kara yol tanrysy” gibi gerçeküstü varlyklara da rastlanyyor.
Kitapta yer verilen bazy imgeler ve yorumlary: “alacaatly yol tanrysy- kutluluk, iyi“, “altun kanatly kara kartal- güç, iyi”, “ayy domuz kavgasy- fena”, “kaplan- cesaret ve merhamet, iyi”, “beyaz deve- güç, iyi”, “süksük ku?u- kutluluk, iyi”, “kör tay- fena”, “iki öküz bir köste?e ba?ly- fena”, “altun nally aygyr- iyi”, “beyaz di?i deve- do?urganlyk, iyi”, “altun ba?ly yylan- fena”, “buza?ylayan beyaz tekir renkli inek- iyi”, “do?an ku?undan kaçan tav?an- yakalanyrsa fena, kaçarsa iyi”, “susuz kalmy? geyik yavrusu- fena”, “tilki deveyi yemi?- fena”, “terleyen at- fena”, “tav?ancyl ku?u- iyi”, “da?da bö?üren geyik- güç, iyi”, “uçamayan turna- fena”. Bu arada. “bütün donanymlary iyi durumda olan çadyr”, “?afak”, “iyi han”, “güllerin ço?almasy”, “ko?arak gelen adam”, “sary atly haberci”, “ya?mur bulutu”, “ku?lu a?aç” iyi, “yslak keçe”, “çok atly olmak”, “aty idare edememek” fena olarak yorumlanyyor.
Kitapta olaylar basit ve gerçekçi bir dille anlatylyyor. Mesajlary oldukça açyk bir ?ekilde veriliyor. Bu durum, kitapta yer alan olaylaryn arkasynda, yoruma zenginlik ve gizem katacak bazy öyküler olmasy gerekti?ini dü?ündürüyor. Bu bakymdan Irk Bitig çok naif bir fal kitaby gibi görünüyor. Ancak kitabyn yazary Isyg Sangun’un kitabyny, “imdi o?ullarym bunu biliniz bu fal kitaby iyidir, böylece herkes kendi mukadderatyna sahiptir” diye övmesi ve bugünlere kadar kalabilmi? olmasy Irk Bitig’in o zamanlarda insanlar için önemli bir kaynak oldu?unu gösteriyor. Irk Bitig bu yönleriyle, do?rudan halkyn içindeki yaygyn inany?lara dayanyyor ve bu ba?lamda nasyl naif bir dünyanyn eseri oldu?unu ortaya koyuyor.
Can Göknil, Irk Bitig’de yer alan bazy hayvan imlerini, Orta Asya kültüründe at ko?um takymlarynda, çadyrlaryn süslenmesinde kullanylan stilize edilmi? hayvan figürlerinden esinlenerek resimlemi?. Ka?yt üzerine çini mürekkebi ile yapty?y desenlerde figür çok yalyn olarak ortaya çykyyor. Bu sadelik Orta Asya “hayvan üslubu” içinde geli?tirilen ve daha çok deri üzerine aplike edilen figürlerin yalynly?yny hatyrlatyyor ve arkasynda bugün için bizlere çok naif gelen bozkyr dünyasyny, insanlaryn do?a ile kurduklary içten ve do?rudan ili?kiyi duyuruyor.
Can Göknil, Kader Habercileri ile resimli bir Irk Bitig sunuyor ve bizleri “mukadderatymyza sahip olabilmemiz” için do?a ile insan arasynda kar?ylykly güvene dayanan bu saf bir ili?kiyi izlemeye davet ediyor.
V.
Can Göknil, Kader sergisinde Yslamiyet sonrasy dönem için seçti?i konulardan birisi “tanrynyn takdirlerinin ezelde yazyly oldu?u“ Levh-i Mahfuz yani sakly levhalar. Bu isim, binlerce yyl önce, Ku? Adam Anzu’nun çaldy?y “kader tabletleri”ni hatyrlatyyor. Ynsanyn Levh-i Mahfuz’u alynyazysy.
Can Göknil, ah?ap, pi?mi? toprakla hazyrlady?y, altyn varak ve akrilikle boyady?y bir pano ile alynyazysy ile kader tabletleri arasyndaki binlerce yyllyk ba?y izliyor. Muska sergisinde yer verdi?i Tylsymly Kutular’y hatyrlatan panodaki küçük kutucuklaryn kapaklary açyldy?ynda pi?mi? topraktan, levha ya da tablet gibi bir insan yüzü ortaya çykyyor. De?i?ik de?i?ik yüzler, ancak alynlarynda bir yazy yok. Ynany?a göre alynyazysy görünmüyor ve okunamyyor ama panodaki insan yüzlerinin alynlary yazy bir yana çizgi bile çizilmemi? “bembeyaz bir sayfa” gibi… Panodan bize bakan yüzlere kar?y, ”belki de hep bembeyaz bir sayfaydy (ya da sayfadyr) insano?lunun yazgysy” diye dü?ünmeden edemiyorsunuz.
Tylsymlar insano?lunun güven ve umut kapylary, kötülüklerden korunmak, beklentilerini gerçekle?tirmek için kullandyklary ve hiç vazgeçmedikleri yöntemler. Do?al olarak tylsym insano?lunun gelece?ini istedi?i yönde etkileme iste?inin ve bu konuda tükenmeyen çabasynyn ürünü. Ynsanyn o de?i?meyecek kaderini de?i?tirmek ya da en azyndan kaderin i?ini (iyi yönde) kolayla?tyrmak çabasy. Yine ayny sorunsal: E?er kader hükmünü yürütecekse bu çabaya ne gerek var? Bu “mantyksyzly?yn” arkasyndaki mantyk, tüm ko?ullandyrmalara, synyrlandyrmalara ve güven vermelere, hatta kaderin kendisine ra?men insanyn kendisi için daha iyiyi istemekten asla vaz- geçmeyece?i olamaz my? Tylsymlar dünyasynyn yaygynly?y ve ?a?yrtycy zenginli?i ne denli gizemli olursa olsun o denli insanla ilgili oldu?unun da göstergesi.
Vefk, Arap harflerinin çe?itli yorumlaryny içeren tylsymly karelerden olu?uyor. Kökeni eski Çin’de M.Ö. 3000 yyllarynda bilge bir hükümdaryn kutsal bir kaplumba?anyn syrtynda gördü?ü desenleri yorumlamasyna kadar gidiyor. Türklere, Yslamiyet çerçevesinde Araplardan geçmi?. Büyük bir kare küçük karelere bölünüyor. Küçük karelere, belli bir düzenle harf ya da rakamlar yazylyyor. Rakamlaryn toplamy ya da harflerin ebced hesabyyla bulunan sayysal de?erine göre, oldukça karma?yk yöntemlerle yorum yapylyyor. Vefk kareleri Yslam topluluklarynda çok inanylan bir fal ve büyü yöntemi; hatta sava?çylaryn ve Osmanly padi?ahlarynyn büyülü gömleklerine de i?lenerek, hem Yüce Allah’yn adyny anyyor hem de ki?iyi yyldyzlaryn kötü etkisinden koruyormu?.
Can Göknil, vefklerin gizemli sayy ve harflerini figürlerle de?i?tirip resimli vefkler hazyrlarken insandan iyice soyutlanmy? büyü dünyasynyn içindeki insani öze de eri?iyor. Vefklerine Ynsan Panosu, Do?um Yçin Vefk, A?k Yçin Vefk, Sazly Sözlü Olmak Yçin Vefk gibi konular seçerken, insanlaryn bu karma?yk ve gizemli dünyadan çok syradan ve o ölçüde insani (kendisiyle ilgili) dilek, tasa ve beklentilerine i?aret ediyor.
Ayny ?ekilde kary?yk teknikle ve yine orijinal tylsymlardan yararlanarak düzenledi?i, Yylanly Bereket, Cennete Yolculuk, Kötülükten Korunma, Gemi Adamy, Melekli Tylsym, Kadyn Tylsymy, Yolculuk Tylsymy, Dervi? Tylsymy, Bary? Tylsymy gibi tylsymlar da, günümüz insany için sanatçynyn yaratty?y büyülü bir dünya.
VI
“Sümer kenti Uruk’un yakynynda bulunan tepelerde yedi bilge ya?ar. Onlar denizlerden gelmi?, yary balyk-yary insandyr. Ba?larynda süslü ba?lyklar vardyr. Sakallary uzun ve kyvyr kyvyrdyr. Mintanlary da çok süslüdür. Balyk kuyru?u ?eklinde olan belden a?a?ylary pullarla i?lenmi? bir elbise ile örtülüdür. Ma?aralaryn oyuklarynda bayku?lar ya?ar. Bunlar yedi bilgenin yardymcysy Bilgelik Ku?lary’dyr. Yedi bilge yyldyzlara bakyp gelecekle ilgili haberler verirler.” (10)
Can Göknil’in Bilgelik Ku?lary’ny izliyoruz ve kendimizi burçlaryn önünde buluyoruz. Burçlar bugün herhalde tüm dünyada en yaygyn olan fal türü; gazetelerde, internette günlük olarak izlenebiliyor ve ço?umuz da hemen her gün bir göz atmadan edemiyoruz. Yyllyk fallarymyzy her yylyn ba?ynda çykarylan özel yyllyk fal dergilerinden ö?reniyoruz. Bu yetmiyor ve aylyk yorumlary alyyoruz. Sohbetlerde, özellikle kadynlar arasynda, laf bir süre sonra burçlara geliyor, bir ki?inin burcunu ö?renince onu kyrk yyldyr tanyyor gibi oluyorsunuz. Burçlar, Uygurlaryn 12 Hayvanly Takvimi’nde oldu?u gibi hem insanyn ki?ili?ini belirliyor hem de gelece?ini gizliyor. Yani i?in esasy ady de?i?se de her dönemde ayny.
Ynsanyn kaderini ve gelece?ini gökyüzünde arayy?y çok eskilere gidiyor. Bilinen, gökyüzünden mana çykarmak i?i ilk kez Babil’de Keldaniler’den de eski olan, yyldyzlara tapynan Nebatiler tarafyndan uygulanmy?. Burç kelimesi de Süryanice burgus kelimesinden geliyormu?. (11)
Anadolu’da gelece?i yorumlamak için yyldyz hareketlerin izlenmesine Hattiler döneminde rastlanyyor. Bugün Ankara kentinin simgesi olan “Güne? Kursu” Hititler döneminde bu amaçla geli?tirilmi? bir aletmi?. Güne?, Dünya, Venüs ve Mars’yn birbirlerine göre durumlaryny zamana ba?ly olarak belirleyen bu alet, gökyüzünün görülemedi?i kapaly havalarda yorum yapmaya yaryyormu?.
Yyldyzlaryn gökyüzündeki durumlaryndan yorumlar yapmak i?ine Osmanlylarda ilm-i nücum deniyor. Do?al olarak yorum yapabilmek için öncelikle gökyüzündeki yyldyzlary tanymak, dahasy durumlaryny bilmek gerekiyor. Dolayysyyla nücum ilminin arkasynda insanly?yn gökyüzü hakkynda binlerce yyllyk birikimleri bulunuyor. (12)
Nücum ilmi dünyanyn hemen her yöresinde toplumlaryn ya?amynda çok önemli rol üstlenmi?. Hükümdarlar saraylaryndaki müneccimba?larynyn yorumlaryny almadan, “e?ref-i saat”i (u?urlu saat) belirlemeden harekete geçmezlermi?. Günümüzde bile basynda zaman zaman devlet adamlaryna yardymcy olan gizli ilim sahiplerinden söz edilmiyor mu?
Bugün artyk haritalaryyla ve hesaplaryyla çok karma?yk hale gelmi? olan nücum ilminin ya da günümüzde yaygyn olarak kullanylan ?ekliyle astrolojinin esasy 7 gezegen ve 12 yyldyza dayanyyor. Bu ilimle ilgilenenlere göre, yeryüzündeki her ?ey burçlaryn etkisi altyndadyr.
Yedi gezegen Osmanlylardaki adlaryyla: Zühal (Satürn), Mü?teri (Jüpiter), Mirrih/Merih (Mars), Zühre (Venüs), Utarit (Merkür), Kamer (Ay), ?ems (Güne?)’tir. Eski müneccimler güne?i gezegenlerin merkezine koyar ve ona “cihanyn sultany” derlermi?. Gezegenlerin de?i?ik özellikleri varmy?. Gökyüzünde kurulan bu evrende di?er gezegenler, yeteneklerine uygun olarak güne?e hizmet ederlermi?. Buna göre, Ay sultanyn veziri, Venüs çalgycysy, Jüpiter yargycy, Merkür yazmany, Satürn hazinedary, Mars komutanyymy?.
Müneccimlere göre gezegenleri özellikleri ?öyledir:
Zühal/Satürn’ün karakteri a?yrylyktyr. Ynsanlara üzüntü verir. Bu gezegenden olanlar aptal, cahil, korkak, cimri, yalancy ve kabadyr. Rengi siyahtyr. Venüs ve Merkür dostlary, Güne? ve Ay dü?manlarydyr.
Mü?teri/Jüpiter’yn karakteri ylymlylyk ve ate?tir. Bu gezegenden olanlar cesur, onurlu ve cömert, zarif ve ?anslydyr. Güzel konu?urlar, alçak gönüllü ve yumu?ak huyludurlar. Rengi mavidir. Mars ve Ay dostlary, Venüs ve Merkür dü?manlarydyr.
Mirrih/Merih/Mars’yn karakteri a?yrylyktyr ve ate?tir. Bu gezegenden olanlar güçlü, öfkeli, sert ve atylgandyr. Giri?ken ve kararlydyrlar. Dengelidirler. Sürekli kavga ve mücadele içindedirler. Sava? i?aretidir. Rengi kyrmyzydyr.
Zühre/Venüs’ün karakteri ylymlydyr. Bu yyldyza bakmak kalbe sevinç verir. Bu gezegenden olanlar güzel, zarif, sevgiye ve sanata e?ilimlidirler. E?lenmeyi severler, gösteri?e dü?kündürler. Rengi ye?il. Sazende (kadyn çalgycy) olarak tasvir edilir.
Utarit/Merkür’ün karakteri ylymlyk ve uyumdur. Bu gezegenden olanlar zeki ve çaly?kandyr, sanata yatkyndyr, güzel konu?ur, ne?eli ve duygusaldyr, ayny zamanda hilekar ve düzenbazdyrlar. Rengi kary?yktyr. Dostu Ay, dü?malary Güne? ve Venüs’tür.
Kamer/Ay’yn karakteri ylymlylyktyr. Bu gezegenden olanlar, maymun i?tahli, ihmalkâr, kararsyz, hayalperest, zayyf ve dirençsizdir. Bencil ve endi?elidirler. Rengi beyazdyr. Dostu güne?tir, dü?many yoktur.
?ems/Güne?’in karakteri ylymlylyk, ate? ve kuruluktur. Bu gezegenden olanlar kuvvetli, zeki, sanatkar olurlar. Y?lerinde ba?arylydyrlar. Güne? gibi halky kendilerine çekerler. Gösteri?e, e?lenceye dü?kündürler. Hayal kurmayy severler. Rengi sarydyr.
Burçlar, Babilliler tarafyndan güne?in yörüngesi on ikiye bölünerek tanymlanmy?tyr. Her bölüm bir burcu gösterir ve bu bölümdeki bir takym yyldyza göre adlandyrylyr. Yyldyzlaryn adlary ise görünü?leriyle bir hayvan veya nesneye benzetilerek verilmi?tir. (13)
Osmanly döneminde burçlaryn adlary ?öyledir. Hamel (Koç/Aries), Sevr (Bo?a/Taurus), Cevza (Ykizler/Gemini), Seretan (Yengeç/Cancer), Esed (Arslan/Leo), Sünbüle (Ba?ak/Virgo), Mizan (Terazi/Libra), Akreb (Akrep/Scorpius), Kavs (Yay/Sagitarius), Cedi (O?lak/Capricornus), Delv (Kova/Aquarius), Hut (Balyk/Pisces).
Burçlar nevruzda baharla birlikte eski Mart ayynda Hamel ile ba?lar ve di?erleri onu izler.
Türklerin 12 Hayvan Takvimi’nde oldu?u gibi burçlar da dünyayy olu?turan dört ö?eye ve iki ana yöne (kuzey-güney) göre de synyflandyrylmy?tyr. Buna göre, “Koç- ate? / kuzey, Arslan- ate? / kuzey, Yay- ate? / güney, Bo?a- toprak / kuzey, O?lak- toprak / güney, Ba?ak- toprak / kuzey, Yengeç- su / kuzey, Akrep- su / güney, Balyk- su / güney, Terazi- hava / güney, Ykizler- hava / kuzey, Kova- hava / güney”dir. (14)
Ynsanlar do?um gün ve saatlerine ya da isminin ebced hesabyyla bulunan sayy kar?yly?yna göre bir burcun etkisi altyndadyr. Böylece burçlar kendi özelliklerine, güne?in, gezegenlerin, yyldyzlaryn durumlaryna göre ili?kili oldu?u ki?inin karakterini ve gelece?ini etkiler.
Osmanlylarda burç karakteristikleri son derece ayryntylandyrylmy?tyr. Burçlarda cinsiyet ayrymyna göre ki?inin fiziksel özellikleri, yetenekleri, zayyflyklary, hastalyklary, karakteri, ?ansly-?anssyz dönemleri, çevreyle ili?kileri, ba?aryly olacaklary i?ler, kimlerle evlenmesi gerekti?i, hastalandy?ynda okumasy gereken dualara kadar açyklanmy?tyr. Müneccim buna göre ki?inin genel yorumunu yapabilece?i gibi, bir dönem ya da her hangi bir olayla ilgili yorumlar da yapabilir.
Can Göknil sergisinde on iki burcu, akrilik boya ile yapty?y on iki tuvalle Nücum ba?ly?y altynda sunuyor. Figürlerinde hareket noktasy burçlaryn isimleri ve özellikleri olmu?. Figürler yine mitolojik karakterli. Y?leni? tarzy ise minyatür özelliklerini ta?yyor. Do?al olarak sanatçynyn kendi renkleri, kendi fyrçasy ve ince i?çili?i ile modern dünyamyza ta?ydy?y resimler bunlar.
VII.
“Gülen ayvamy soruyorum a?layan kyzymy
Nerdesin bunca zaman ey ?ahmaran” (Ahmet Telli)
Can Göknil ölümsüzlük ve sonsuz bilgelik kavramlaryny ?ahmaran ile görselle?tirmi?. ?ah-y Maran, Farsça anlamyyla yylanlaryn ?ahy ya da bugün kullanylan ?ekliyle ?ahmaran, ba?y insan, gövdesi yylan olan mitolojik bir yaratyktyr. Esas ady Yemliya’dyr. Bir ma?aranyn altynda, cennet gibi ba? ve bahçelik bir yerde ya?ar, zebercetten bir taht üzerinde oturur ve bir insan gibi konu?ur.
?ahmaran, Anadolu’da özellikle Tarsus bölgesinde bugün hâlâ çok yaygyn olan bir efsanedir. Çukurova’da Ceyhan’la Misis arasynda kalyntylary bulunan Yylanlykale’de ya?ady?yna ve Tarsus’taki Eski Hamam’yn göbek ta?ynyn üzerinde öldürüldü?üne, bu ta?yn üzerindeki bir lekenin ?ahmaran’yn kany oldu?una ve lekeye yüzünü sürenin arzusunun yerine gelece?ine inanylyr.
Bu haliyle ?ahmaran efsanesinin insano?lunun en uzun ömürlü öykülerinden biri oldu?u söylenebilir. Bunun nedeni öykünün renklili?i kadar efsanede anlatylan insano?lunun kaderine egemen olmak, güçlenmek ve ölümsüzlü?e ula?mak iste?i olabilir. Dolayysyyla en insancyl efsanelerden biridir. Belki de bu yüzden eski sanatçylara edebiyat ve resim alanynda en fazla esin veren kaynaklardan biri olmu?tur. Bugün bile Anadolu’da evlerde, dükkanlarda, kahvehanelerde yerel sanatçylaryn yapty?y orijinal veya basylmy? ?ahmaran resimlerine rastlanabilir.
Yylan mitolojilerde her zaman rastlanan bir figürdür. Yeraltynda ya?ady?y için gizemlidir, “ölüler dünyasy”na ait oldu?una inanylyr. Yeraltyndan çykyp derisini de?i?tirmesi ise, mitolojik bakymdan, ölüm ve yeniden hayata dönü? olarak ölümsüzlükle açyklanyr. Ana Tanryça veya kadyn mitolojide do?urganlyk ve bereketle birlikte anlamlandyrylan, bir bakyma hayatyn sürekli?ini sa?layan bir figürdür. Yylan ve kadyn figürlerini kendinde toplayan ?ahmaran, ne kadar gizemli bir karakter olsa da, hayatla ve hayatyn sürdürülmesiyle do?rudan ili?kilidir.
?ahmaran figürünün ve efsanesinin kaynaklary çok açyk de?ildir. ?ahmaran, Hititler’de, yylana benzeyen bir yaratyk olan Ylluyanka'nyn Fyrtyna Tanrysy ile sava?ynyn anlatyldy?y efsane ile ili?kilendirilir. Bu sava?ta Ylluyanka Fyrtyna Tanrysy'ny yener ve kalbi ile gözlerini ele geçirir. Fyrtyna Tanrysy kalbini ve gözlerini geri alabilmek için yoksul insanlary aracy olarak kullanyr. Sonunda Ylluyanka, ?ahmaran efsanesinde oldu?u gibi insanlaryn ihaneti sonucu ölür. Bu efsane ile ?ahmaran Efsanesi'nin bazy anlatymlary arasynda benzerlikler vardyr. ?ahmaran karakteri "Medusa" ile de ba?lantylanyr. Medusa ile ?ahmaran arasynda fiziksel benzerlikler bulunur. ?ahmaran, yine mitolojik dönemlerde, Kilikya'da, Homeros’un Yliada’da sözünü etti?i Arima da?ynda bir ma?arada ya?ady?yna inanylan, ba?y kadyn vücudu yylan biçiminde olan Ekhidna ile de ili?kilendirilir. Ancak bugüne gelen efsanenin benzer ?ekliyle Bin Bir Gece Masallary’nda Hasib Kemaleddin ve ?ahmaran adyyla yer aldy?y biliniyor. Bu kaynaktan hareket eden ara?tyrmacylar ise ?ahmaran’yn kökenini Mysyr’a ve Yran’a ba?lyyorlar. Kayna?y neresi olursa olsun ?ahmaran öyküsü Anadolu’daki binlerce efsane içinde halk tarafyndan en fazla benimsenmi? ve sevilmi?, hatta görselle?tirilmi? olanlardan biridir.
?ahmaran öyküsü, Türk edebiyatynda ilk kez, 15. yüzyylda II. Murat devri ?airlerinden Abdi Musa yazdy?y Camasbname adly mesnevide i?lemi?tir. ?air hakkynda fazla bilgi yoktur. Eser 1429 yylynda tamamlanmy? ve adyny içindeki hikâyelerden birinin kahramany olan Camasb'dan almy?tyr. Camasbname'deki biçimiyle hikâye birbirinin içine geçen üç ayn hikâye ile anlatylyr: Camasb ve ?ahmaran, Bulukiya ve Cihan?ah. Bu düzenleme, üç ayry hikayenin ?ahmaran’yn ki?ili?inde zaman içinde birle?tirildi?ini dü?ündürüyor. Dolayysyyla ?ahmaran da birden çok figürün kary?ymy (kadyn ve yylan) olabilir. Abdi Musa’nyn eserinden ba?ka 1780 tarihinde yayymlanmy? bir “Camasbname” daha vardyr. Bu eser daha sonra kysaltylarak tekrar yayynlanmy?tyr. Camasb’yn öyküsü, zamanla basitle?tirilerek ve Camasb ady Camsap’a dönü?türülerek sözlü bir halk hikâyesi biçimine gelmi? ve tüm Anadolu’da yaygynlyk kazanmy?, de?i?ik anlatymlary olu?mu?tur.
Can Göknil, ?ahmaran figürü için Abdi Musa’nyn Camasbname’sini esas almy?. Bu öyküde ?ahmaran, Hazreti Süleyman’yn sol elinde ta?ydy?y, ölümsüzlük, güç, egemenlik ve bilgelik simgesi olan yüzü?ünün sakly oldu?u yere ula?acak anahtar bilgiye sahip olan tek yaratyk olarak tanytylyr. Bu anahtar bir ottur. Bu ot insanyn aya?yna bir kez sürülünce insan deniz üstünde yürüyebilir ve Hazreti Süleyman’yn adasyna ula?abilir. Yüzük adada saklydyr. ?ahmaran bu bilgiyi insanlardan gizlemek zorundadyr. Çünkü insano?lu bencil ve hyrslydyr.Ölümsüzlük, sonsuz güç ve bilgeli?i haketmez. Bu nedenle yüzü?ün onlaryn eline geçmesi tüm insanlyk için felaket olabilir. ?ahmaran’yn bu özelli?inden Bulukiya ve devamynda Cihan?ah hikayeleri türemi?tir. Bir anlatymynda ise Anadolu’da ünlü Lokman Hekim efsanelerine kaynaklyk eder.
Her ne kadar Camasb ba? kahraman olsa da ?ahmaran efsanesi Bulkiya hikayesiyle ba?lar. Bulkiya, ?ahmaran’yn syrlaryny ve yerini ö?renir. Ancak bunlary gizli tutaca?yna ili?kin ?ahmaran’a söz verir. ?ahmaran onun sözüne güvenerek dünyaya dönmesine izin verir. Tanrynyn son zaman elçisini bulmak isteyen Bulkiya sözünü tutmaz, bu amacyna ula?mak için ?ahmaran’la ilgili syrlary dünyayy ele geçirmek isteyen Ukrap’a anlatyr. Birlikte ?ahmaran’y esir alyp, zorla Hazreti Süleyman’yn adasyna gelirler. Onun altyn mezaryna ula?yrlar. Yolda binlerce ot dile gelip, e?er kötü amaçlaryndan vazgeçerlerse sakladyklary ?ifa, gençlik, ölümsüzlük gibi syrlary onlara verebileceklerini söyler. Ancak ihtiraslary Bulkiya ve Ukrap’yn gözleri ve kulaklaryny o denli kapamy?tyr ki bunlary duymazlar. Ukrap ile Bulkiya mezara ula?yrlar. Ukrap Süleyman Peygamber’in yüzü?üne uzanynca mezaryn ba?ynda birden bir ejderha çykar ve Ukrab’y yer. Bulkiya kaçar. ?ahmaran ise bir ma?araya saklanyr. Hikaye bundan sonra ikiye ayrylyr; Bulkiya Cihan?ah ile birlikte son zaman elçisini aramayy sürdürürken ?ahmaran saklandy?y ma?arada Camasb’la kar?yla?yr ve onlaryn hikayesi ba?lar.
?ahmaran ve Camasb hikayesi ?ahmaran’yn gizemli iyile?tirici güçleriyle ilgilidir. Camasb arkada?laryyla bal toplamaya çykar, ?ahmaran’yn altynda gizlendi?i ma?araya gelirler. Ma?arada arkada?lary tarafyndan terk edilen Camasb çyky? yolunu ararken ?ahmaran’yn dünyasyna girer ve onunla kar?yla?yr. ?ahmaran Bulkiya deneyiminden sonra Camasb’a güvenmez. Camasb alty yyl yeraltynda kalyr. Sonunda ?ahmaran ondan gördüklerini kimseye anlatmamasy ve hiç bir ?ekilde hamama gitmemesi konusunda söz aldyktan sonra, çünkü ?ahmaran’y gören hamama giderse belden a?a?ysy pullanyrmy?, yer yüzüne dönmesine izin verir. Camasb ona verdi?i sözü tutar. Ancak bu arada ülkenin ?ahy hastalanyr. Veziri iyile?mesi için ?ahmaran’i yemesi gerekti?ini söyler. Bunun için ?ahmaran’yn yerini bilenleri ara?tyryrlar. Herkesi, bu arada direnmesine ra?men Camasb’y da zorla hamama götürürler. Camasb’yn belden a?a?ysy pullanyr, ?ahmaran’yn yerini bildi?i anla?ylyr. Camasb önce inkar eder, sonra “nasyl olsa ?ahmaran bu i?ten kendisini kurtaryr” diye dü?ünerek yerini söyler. Vezir ve adamlary ?ahmaran’I kandyrarak ma?aradan çykartyrlar. ?ahmaran kendisini Camasb’yn götürmesini ister. Onun kuca?ynda giderken neler yapmasy gerekti?ini anlatyr. ?ahmaran vezir tarafyndan öldürülür. Camasb onu üçe böler ve parçalary kaynatyr. Ylk parçanyn suyunu vezir içer ve ölür. Ba? kysmyny ?ah içer ve kysa bir sure iyile?ir. Ykinci kysmy ise Camasb içer. Bundan sonrasy de?i?ik ?ekillerde anlatylyr. Kimine göre Camasb bir ilim adamy olur, kimine göre kenti terk eder ve bir daha kendisinden haber alynamaz, kimine göre ise yykandy?y hamamda bo?ulur ve ölür.
Can Göknil, Camasbname’deki ?ahmaran hikayesinden esinlerek ba?lady?y çaly?malar sonunda zengin bir ?ahmaran serisi yaratmy?. Bu çaly?malaryn ilk verimi öyküyü yorumlayan kompozisyonlar. Camasb’yn öyküsünden hareketle ka?yt üzerine çini mürekkebi ve suluboya ile yapty?y desenler, Yapy Kredi Yayynlary tarafyndan Belki Varmy?, Belki Yokmu? isimli kitapta kullanylmy?ty. Daha sonra, geleneksel sanatlardaki ?ahmaran resimlerine yönelmi? Göknil. Bu resimlerinde, ?ahmaran figürünün çok kullanyldy?y geleneksel camalty resim tekni?ini de?i?ik bir ?ekilde uygulamy?. Bu da ?anatçynyn ilk kez denedi?i bir teknik. Figürleri pullarla i?lemi?. Sonuçta ortaya geleneksel ça?ry?ymlary yapan, ancak Gece Karanly?ynda ?ah Mar, Pullu Mar, Gelin Mar gibi sanatçynyn özgün yorumlaryny yansytan renkli ?ahmaran resimleri çykmy?. Bu resimler ?ahmaran efsanesinin halk tarafyndan benimsenmesindeki sycakly?y ve insancylly?y duyuruyor. Buna kar?ylyk ?ahmaran figürünün etrafyna gizemli mühürler, ?ekiller, eski tylsymlar yerle?tirerek, ilk defa kolaj uygulamasyny kullanarak kary?yk teknikle yapty?y resimlerde sanki ?ahmaran figürünün hayat ve ölüm arasyndaki gizemli ve karma?yk ili?kilerini ortaya koyuyor.
Can Göknil Hayat A?acy ve Mar resminde ?ahmaran’y Hayat A?acy inany?y ile birle?tirmi?. Böylece, ?ahmaran ve Hayat A?acy imgelerinde varolan ana özelliklere, tüm efsanelerin kaynaklaryna, dolayysyyla insanyn özüne i?aret edilmek istenmi?. A?aç figürü, eski inany?larda ve tek tanryly dinlerde, yaradyly? efsaneleriyle birlikte özel bir yere sahip. (15) Bilindi?i gibi Adem ile Havva’nyn cennetten kovulu? öyküsünün merkezinde mutlak bilgi ve sonsuz ömür gibi tanrysal özelliklere sahip olan bir a?aç yer alyr. Bu özellikleriyle belirginle?en kutsal cennet a?acy yeryüzüne Hayat A?acy olarak çykar. Hayat A?acy, antik dönemler boyunca her zaman insano?lunun ilgi duydu?u ve merak etti?i konularyn ba?ynda olmu?tur.
Hayat A?acy, genellikle, uzun ömürlü ve yaz-ky? ye?il olmasy gibi nedenlerle servi ile simgelenir, Ancak inany?a gore hurma, nar, incir vb de olabilir. Bazy mezar ta?larynda ise a?acyn yerini gül, yasemin gibi çiçekler de alabilir.
Hayat A?acy, zaman içinde, hayaty de?il de ölümü hatyrlatan bir simge haline dönü?mü?, mezar ta?laryny süslemi?tir. Osmanlylarda Hayat A?acy imgesi, Hayat A?acy figürü, koruyucu yylan va hayat suyundan olu?ur. Adem ve Havva öyküsünde de kutsal a?acy bir yylan korur. Bu düzenlemede kutsal a?aç ölümsüzlük ve bilgeli?i simgelerken yylan koruyuculu?u, hayat suyu ise ölümsüzlü?ün ve bilgeli?in kayna?yny olu?turuyor. Bu üçlemede suyun kutsally?y, ya?amyn kayna?y oldu?u için belki ilk insana kadar uzanyyor.
Geleneksel düzenlemelerde Hayat A?acy, içinde hayat suyu bulunan bir kupadan çykyyor. Kupanyn yanlarynda yylan ba?y figürleri yer alyyor. Daha soyutlanmy? düzenlemelerde yylanyn yerini ejderhanyn alevi alyyor. Hayat A?acy de?i?ik ?ekillerde olabiliyor. Ancak hemen hepsinde tepesi, tanryya boyun e?me anlamynda kyvryk (ser ef gerde) oluyor. Hayat A?acy’nyn üstünde ise bir güne? figürü bulunuyor. Eski mezar ta?larynda genellikle batan güne? yer alyyor. Bugün hâlâ mezar ta?larynda sykça rastlanan Hayat A?acy, ya?antymyzyn tüm di?er unsurlary gibi, süslerinden aryndyrylmy?, tek ba?yna standart olarak resmedilen bir pratikli?e ve syradanly?a kavu?mu?. Do?al olarak anlamyndan da çok ?ey yitirmi?, artyk ölümün dramatik bir ifade edicisinden daha çok mezary süsleyen bir unsure olmu?.
Can Göknil “Hayat A?acy ve Mar” düzenlemesinde Hayat A?acy’ny ?ahmaran’yn üzerinden yükseltmi?. Böylece ?ahmaran Hayat A?acy’ny besleyen ve büyüten kutsal hayat suyunun ve koruyucu yylanyn yerini almy?. Aly?yldy?y gibi Hayat A?acy “ser ef gerde”, ancak üzerinde batan bir güne? figürü yerine, Osmanly minyatürlerinden gelen ve gülümseyen bir ay, hem de dolunay bulunuyor. Ay da efsanelerde kadynla ili?kili. Dolayysyyla ?ahmaran’yn gece ve gündüz insano?lunu korudu?unu anlyyoruz. Bizleri hayatyn sonsuzlu?u ile ilgili, hâlâ layyk olmady?ymyz bilgilerden koruyor. Ne kadar ironik, hayatla ilgili bilgiler insanyn hayatynyn korunmasy için ondan esirgeniyor. Can Göknil bu de?i?ik ?ahmaran düzenlemesi ile, sergisinin ruhunu ortaya koyuyor; ya?amy kutsuyor ve insano?lunu ya?amy hak etmeye davet ediyor.
VIII.
Can Göknil’in hayvan takvimi, kader habercileri, Levh-i Mahfuz, nücum, vefk, tylsymlar ve ?ahmaran öyküsü ile sundu?u Kader temasy etrafyndaki resimleri kar?ysynda, bu mitolojik dünyayy ve inany?lary yaratan atalarymyzdan on binlerce yyl sonra hâlâ kaderini ve gelece?ini elde etmeye çabalayan insano?ullary olarak “kader hep kaderimiz mi olacak?” diye soruyorsak bu sorunun cevabyny kim verebilir ki? Bir falcy my?... E?er böyle olacaksa, ne diyelim, falymyz beyaz dü?sün…
Temmuz 2004
Büyükada
(1) Agah Syrry Levent, Divan Edebiyaty, Enderun Kitapevi, Ystanbul, 1980, s.220
(2) Bkz. Murat Ural, Can Göknil, Büyünün Büyüsü: Kader Tabletleri’nden Muskaya, Milli Reasürans TA? Yayynlary, Nisan 1999, Ystanbul.
(3) Yslam Ansiklopedisi, Cilt 6, MEB Yayynlary, Devlet Kitaplary, Ystanbul, 1993, s.41,42. Bu bölümdeki bilgiler bu kaynaktan özetlenmi?tir.
(4) Osman Turan, Oniki Hayvanly Türk Takvimi, DTCF Yayyny, Ystanbul, 1941. Bu bölümdeki bilgiler bu kaynaktan derlenmi?tir.
(5) Nejat Diyarbakyrly, Türk Sanat Tarihi, Ara?tyrma ve Yncelemeler-II, MEB Yayyny, Ystanbul, 1969
(6) Kaynaklar; Ka?garly Mahmut “Divan-ü Lügat it Türk”, Abdullah Yezdi “Tühfet ül Müneccimin”, Ybrahim Hakky “Maarifname”. Osman Turan, age
(7) N.H. Orkun, Eski Türk Yazytlary, Ankara, 1987. Bu bölümdeki bilgiler bu kaynaktan derlenmi?tir.
(8) Sennur Sezer, Osmanly’da Fal ve Falnameler, Milliyet Yayynlary, Ystanbul, 1998
(9) Abdülkadir Ynan, Tarihte ve Bugün ?amanizm, Türk Tarih Kurumu Yayyny, Ankara, 1972, s.151 vd.
(10) Adnan Yücel, “Efsaneden Bilime – Geçmi?teki Gelecek”, Evrensel Kültür, Sayy 87, Ystanbul, Mart 1999
(11) Yslam Ansiklopedisi, Cilt 2, MEB Yayynlary, Devlet Kitaplary, Ystanbul, 1993, s.804
(12) Agah Syrry Levent, age, s.200 vd. Bu bölümdeki bilgiler bu kaynaktan derlenmi?tir.
(13) Agah Syrry Levent, age, s.209 vd..
(14) Sennur Sezer, age, s.74 vd. Bu bölümdeki bilgiler bu kaynaktan derlenmi?tir.
(15) Burhan O?uz, Mezarta?larynda Simgele?en Ynançlar, Anadolu Aydynlanma Vakfy Yayyny, Ystanbul, 1996. Bu bölümdeki bilgiler bu kaynaktan derlenmi?tir
|