Orta Asya'dan Anadolu'ya Yaratılış Efsaneleri
Resimlerimle Türkler'in Yarat?l?? Efsaneleri
Can Göknil
Bu metin 1997 yılında, İzmir, Adana ve İstanbul'da, Yapı
Kredi Sanat Galerilerinde düzenlenen Can Göknil sergileri nedeniyle yayımlanan
katalogdan alınmıştır.
Zaman içinde her
yerde evrenin, dünyanın ve insanın nasıl yaratıldığı sorgulanmış durmuş.
Yaşamsal düzeni kurmak ve korumak, doğuma, ölüme anlam kazandırmak için
insanlar nereden geldiklerini bilmek istemişler. Böylece yaratılışla ilgili
çeşitli inançlar ortaya çıkmış. Öyküleşen inançlar yaratılış mitolojilerini
oluşturmuş. İlkel toplumlar yumurtadan, hayvanlardan, sonsuz sudan veya
dört unsurdan türediğimizi düşünmüşler. Çoğu kez kendisine hizmet etmesi
için tanrı, insanları çamurdan biçimlendirmiş; güneşte kurutmuş. Sonra
da onlara can vermiş. Böylece tanrı yalnızlıktan kurtulmuş, hem de günlük
işlerinde yardımcılara kavuşmuş. Gelgelelim insanlar tanrıları öfkelendirmişler.
Tanrılar da kızgınlık içinde, insanları yok etmek için tufan yaratmışlar.
Ancak Sümer Mitolojisi'nde Ziusudra, Babil'de Uta-napiştim veya daha yakından
tanıdığımız Nuh Peygamber tufan sırasında canlıları gemilere alarak, insanların
ilk maceralarını kurtuluş ile sonuçlandırmışlardır. Altay'da ise tufandan
korunmak isteyen yedi aziz kardeş gemi yaparlar. Kara Han fırtına sonrası
kaya aralarına biriken çamurlardan insanları şekillendirir. Sonra onlara
can getirmek için gökyüzünün üst katlarına çıkar. Onun yokluğundan yararlanan
kötü kardeş Erlik Han kardeşinin çamurdan biçimlendirdiği insanların üstlerine
tükürerek onları kirletir. Böylece insanlar hem iyi hem kötü kalırlar.
İnançlarımızdaki iyilik ve kötülük ikilemi asırlar boyu süregelir.
İlkel toplumlarda bilgelik yerini düş gücüne bırakır. Doğal olgular basit
biçimde çocuksu yorumlarla açıklanır. İnançlar çok renklidir. İşte bu
nedenlerle sergimin konusunu 'yaratılış' olarak belirledim. Kütüphanelerdeki
araştırmalarında karşılaştığım Türkler'i ilgilendiren doğuş mitoslarını
ahşap ve kurşun, tuval üzerine akrilik, tek renk veya elle renklendirilmiş
gravürlerle yorumladım. Ocak 1997'de Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi
için 80 kadar yapıtı köklü ve eğlenceli bir araştırma sonucu üç senede
hazırladım.
Eskilere göre yaratılış üç zamanlıdır. Birinci çağ sadece boşluk, ikinci
çağ yaratılış, üçüncü çağ ise mücadele. Hepsi tanrı ve şeytan ikilemi
içinde üç bölgede gelişir. Gökyüzü ve katları, yeryüzü, yeraltı ve katları.
Eski Türk inançlarında Tanrı Kara Han bembeyaz bir kazdır. Sonsuz suyun
(zamanın) üzerinde uçar durur. Ak Ana suyun altından ona 'yarat' diye
seslenir. Kara Han yalnızlığını yenmek için Er Kişi'yi yaratır. Ancak
Er Kişi onun gibi ak ve temiz değildir. Birlikte dünyayı kurarlar ama
Er Kişi yeraltı dünyasının Hanı olur. İnsanları kandırarak onları yeraltı
dünyasının karanlık katlarına çekmeye çalışır. Kara Han ise Tanrı Ülgen
adını alarak gökyüzünün üst katlarına çekilir. Buradan yolladığı elçilerle
ve kutsal hayvanlarla insanları yönlendirmeğe çalışır. Ak Tanrılar gökyüzünün
beşinci katında otururlar. Tanrı Ülgen'e ulaşmak isteyen Şaman rahipler
ancak bu kata kadar yükselerek dileklerini kutsal elçilere bildirirler.
Yeryüzüne veya insan katına dönüşleri kaz gemisiyle gerçekleşir.
Yeryüzünde, dağ tepelerinde veya ırmak kıyılarında Yer-Su diye adlandırdığımız
küçük ilahlar yaşar. Bunlar insanları Erlik Han'a karşı koruma görevini
üstlenmişlerdir. Ancak güçleri bulundukları dağ veya ırmağın coğrafyasıyla
sınırlıdır.
Orta Asya Türkleri'nin ortak inancı Şamanizm'dir. Erkek veya kadın olan
Şaman rahipler eski Türk çevrelerince 'Kam' olarak adlandırılırlar. Kam'lar
olağanüstü güçlerini sergilemek için çok süslü giyinirler. Çeşitli ayinlerde
davullarının eşliğinde, Hayvan Atalar'ının koruması altında uçtuklarına
inanırlar. Bu yolculuklarında yeraltının veya gökyüzünün katlarına erişirler.
Yeryüzüne tekrar döndüklerinde, uçuşları sırasında edindikleri bilgilerle
kavimlerine yardımcı olurlar.
İslamiyet sonrası, günümüzde dahi tatbik edilen 'kurşun dökme' adeti Şamanist
inançlardan kalma bir 'büyü' unsurudur. Bu nedenle Şamanizm konulu yapıtlarımda
kurşunu malzeme olarak ben de kullandım.
'Hayat Ağacı' Orta Asya inançlarının en güzel motiflerindendir. Zira Altaylılar
ağaçtan, Göktürkler de kurtdan türediğimizi savunurlar. Uygurlar ise iki
motifi birlikte işlerler. Kuzey Sibirya'daki Yakutlar Ak Ana'nın Hayat
Ağacı'nın dibinde oturduğunu, kutsal ağacın dallarının gökyüzünün katlarına
uzandığını orada da çeşitli varlıkların hayat bulduklarını anlatırlar.
Memluk'lara göre insanın yaratılışını dört unsur oluşturur. Su, toprak,
ateş, hava. Tanrı insanları çamurdan biçimlendirir, güneşte kurutur. İlk
erkeği Ay-Atam, ilk kadını Ay-va Hatun diye isimlendirir. Bu çiftin zaman
içinde kırk çocukları olur. Dişi Baykuş ve Kuyruksuz Köpek Tanrı Ülgen'in
yardımcılarıdır. Tanrı Ülgen ilk insanları güneşte pişirdiği için Ay-Atam
ve ailesini ahşap fırıncı kürekleri üzerine boyadım.
Dünyanın konumu hakkında da çeşitli yorumlar yapılır. Eski inançlarda
koruyucu melek dünyamızı kollarında taşır. Bazılarına göre bu melek çok
boynuzlu ve kırk ayaklı öküzün üzerinde, öküz de pırıl pırıl yanan yeşil
bir taşın, taş da balık Lusiya'nın sırtındadır. Yeryüzünün doğrudan doğruya
öküz üzerinde durduğu da sıkça anlatılan bir başka öykü.
Yaratılış efsanelerini resimlerken motiflerimi o yörenin ve o dönemin
arkeolojik bulgularıyla bütünleştirmeye çalıştım. Orta Asya'dan Anadolu'ya
doğru çıktığım bu yolculukta, atalarımızın inançlarını araştırırken yakaladığım
yaratılış sevincini ve coşkusunu çağdaş ve özgün biçimde yorumlayarak,
görsel sanatların iletişim kolaylığı ve mobilitesi içinde halka sunarak,
kültürel kimliğimizi biraz daha güçlendirmek istedim bu sergimde.
|